meaning in Turkish

9

1. means (synonym):

Canlı, sağ olma durumu

pronounce

:

class / type;

Noun

Origin;

"Arapça ḥayāt"

Syllables;

ha-yat

2. means (synonym):

► yaşam

class / type;

Sample sentence;

"Hayat sahnesinde yetmiş üç yaşın basamaklarındayım."

3. means (synonym):

► yaşantı

class / type;

Sample sentence;

"Köy hayatı. Gece hayatı."

4. means (synonym):

Toplumsal, ekonomik, kültürel, tarihsel vb. koşulların belirlediği bir döneme, bir topluma veya bir işe özgü yaşama biçimi

class / type;

Sample sentence;

"Uzun dualardan sonra bana denizcilik hayatını anlatmaya başladı."

5. means (synonym):

Geçim şartlarının bütünü

class / type;

Sample sentence;

"Hayatımı yazılarımla kazanırım."

6. means (synonym):

Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma

class / type;

Sample sentence;

"Bu köyde hiç hayat yok."

7. means (synonym):

► yazgı

class / type;

din bilimi

Sample sentence;

"Hayat onları bir türlü birleştirmedi."

8. means (synonym):

Yaşamayı sağlayan şartların bütünü

class / type;

Sample sentence;

"Ayda hayat yok."

9. means (synonym):

Bir kimsenin tarihsel biyografisi, hayat öyküsü, hayat hikâyesi

class / type;

Sample sentence;

"Atatürk'ün hayatı."

hayat (2)

1. means (synonym):

Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir veya birkaç yanı açık sofa

pronounce

:

class / type;

Noun ağızlardan

Origin;

"Arapça ḥā´iṭ"

Syllables;

ha-yat

2. means (synonym):

► avlu

class / type;

hayat