1. means (synonym):
Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı
meaning in Turkish
2. means (synonym):
Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan (yer)
class / type;
Sample sentence;
"Kuru çöl. Kuru tepeler."3. means (synonym):
Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı
class / type;
Sample sentence;
"Evlerin önlerine kuru meşe dallarıyla örtülü çardaklar yapmışlar."4. means (synonym):
Canlılığını yitirmiş (bitki)
class / type;
Sample sentence;
"Çiçek açmaz kuru bir ağaç, ötmeyi unutmuş bir kuş mu oldum?"5. means (synonym):
Salgısı olmayan
class / type;
Sample sentence;
"Kuru öksürük. Kuru egzama."6. means (synonym):
Döşenmemiş, çıplak
class / type;
Sample sentence;
"Salih Reis, dört kuru duvardan ibaret fukara kapısından gördüğü mavi denize baka baka ölmek istiyordu."7. means (synonym):
Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek)
class / type;
Sample sentence;
"Kuru çayla karın doyar mı?"8. means (synonym):
Etkisi ve sonucu olmayan
class / type;
MetaphorSample sentence;
"Şahsına topluluğun isteğini emanet edenler boş bir riya, kuru bir şeref olsun diye laf etmediler."9. means (synonym):
► sıska
class / type;
Metaphor10. means (synonym):
Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze
class / type;
MetaphorSample sentence;
"Kuru, zevksiz bir hayat."11. means (synonym):
Akıcı olmayan, duygudan yoksun
class / type;
MetaphorSample sentence;
"Kuru bir anlatım."12. means (synonym):
► kuru fasulye
class / type;
Noun