meaning in Turkish

12

1. means (synonym):

Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı

pronounce

:

class / type;

adjective

Sample sentence;

"Yanakları kuruydu fakat gözleri tamamıyla siyah yaştı."

Syllables;

ku-ru


2. means (synonym):

Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan (yer)

class / type;

Sample sentence;

"Kuru çöl. Kuru tepeler."

3. means (synonym):

Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı

class / type;

Sample sentence;

"Evlerin önlerine kuru meşe dallarıyla örtülü çardaklar yapmışlar."

4. means (synonym):

Canlılığını yitirmiş (bitki)

class / type;

Sample sentence;

"Çiçek açmaz kuru bir ağaç, ötmeyi unutmuş bir kuş mu oldum?"

5. means (synonym):

Salgısı olmayan

class / type;

Sample sentence;

"Kuru öksürük. Kuru egzama."

6. means (synonym):

Döşenmemiş, çıplak

class / type;

Sample sentence;

"Salih Reis, dört kuru duvardan ibaret fukara kapısından gördüğü mavi denize baka baka ölmek istiyordu."

7. means (synonym):

Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek)

class / type;

Sample sentence;

"Kuru çayla karın doyar mı?"

8. means (synonym):

Etkisi ve sonucu olmayan

class / type;

Metaphor

Sample sentence;

"Şahsına topluluğun isteğini emanet edenler boş bir riya, kuru bir şeref olsun diye laf etmediler."

9. means (synonym):

► sıska

class / type;

Metaphor

10. means (synonym):

Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze

class / type;

Metaphor

Sample sentence;

"Kuru, zevksiz bir hayat."

11. means (synonym):

Akıcı olmayan, duygudan yoksun

class / type;

Metaphor

Sample sentence;

"Kuru bir anlatım."

12. means (synonym):

► kuru fasulye

class / type;

Noun
kuru