meaning in Turkish

6

1. means (synonym):

Yılın, güneşten ısı, ışık alma süresi ve dolayısıyla iklim şartları bakımından farklılık gösteren dört bölümünden her biri; sezon, sürem

pronounce

:

class / type;

Noun

Origin;

"Arapça mevsim"

Sample sentence;

"Bütün bir mevsim vur patlasın çal oynasın, eğlenildi."

Syllables;

mev-sim

2. means (synonym):

Bazı atmosfer olaylarının en çok belirdikleri zaman

class / type;

Sample sentence;

"Haşim, denizi sevenlerin, rüzgâr ve fırtına mevsimi gelinceye kadar kıyılara uğramamalarını öğütler."

3. means (synonym):

Herhangi bir ekimin yapıldığı veya bir ürünün yetiştiği dönem

class / type;

Sample sentence;

"Kütahya'ya bir kiraz ve Bursa'ya bir şeftali mevsiminde gitmiştim."

4. means (synonym):

Herhangi bir şeyin etkinlik dönemi; sezon

class / type;

Sample sentence;

"Tiyatro mevsimi."

5. means (synonym):

Zaman, dönem, çağ

class / type;

Sample sentence;

"Sevda mevsimi gelince kuşlar bin türlü teranelerle minimini göğüslerini yırtarlar."

6. means (synonym):

Yaşamın bir bölümü

class / type;

Metaphor

Sample sentence;

"Yaşamın kış mevsimi yaşlılıktır."
mevsim