ne demek? TDK Sözlük anlamı nedir?

13

Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer; ocaklık

Telaffuzu

:

Tipi / Türü;

isim

Kullanımı;

"Üç balıkçı güneş batarken kumların üzerine iki taştan bir ocak yaptılar ve ateş yaktılar."

Hecelenişi / Hecelemesi;

ocak

► şömine

Kullanımı;

"Ocağın önünde oturup acayip bir dikkatle odunların yanışına bakar."

Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet

Kullanımı;

"Anlaşılan çamaşırcı giderken ocağı tam söndürmemiş olacak."

Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer

Kullanımı;

"Konuşmalar iyice kızışmaya başladığı vakit kahve ocağının önünde görünür."

Yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer

Kullanımı;

"Mermer ocağı. Kömür ocağı."

Bahçelerde veya bostanlarda her tür meyve ve sebze tohumu veya fidesinin dikimi için etrafı yükseltilerek ortası çukur bırakılmış yer

Kullanımı;

"Mustafa, arkasına güçlü kuvvetli bir kadın takmış, üç evleğine çizgiler, ocaklar açıyordu."

Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer

Kullanımı;

"Başlangıçtan beri burası bir vatansever ocağı idi."

Yılın birinci ayı; ikinci kânun, son kânun, kânunusani

Kullanımı;

"Ocak ayını sevmem, oldum olası."

Yeniçeri teşkilatını oluşturan ortalardan her biri

Tipi / Türü;

tarih

Ev, aile, soy

Tipi / Türü;

mecaz

Kullanımı;

"Henüz temelleri atılmayan kendi ocağım kurulmadan yıkılmıştı."

Halk hekimliğinde bir önceki kuşaktan el verme suretiyle aktarılan bilgileri kullanarak belirli bir şikâyeti veya hastalığı iyileştirdiğine inanılan aile

Tipi / Türü;

ağızlardan

Kullanımı;

"Bugün de Anadolu’nun birçok yerleşim biriminde afsuncular, ocaklar ve muskacılar işlerine aynı sözlerle başlarlar."

Bir şeyin en çok bulunduğu veya yapıldığı yer

Kullanımı;

"Bilim ocağı, hayır ocağı, fesat ocağı."

Toprak altındaki su kanallarının toprak üzerine açılan ve bir kapakla örtülü bulunan deliği

ocak